
Türk kiyimlari
Buhara'nın Tekrar Kuşatılması ve İlk Türk Katliamı
Kuteybe
Merv’de büyük bir hazırlık yapar. Bu arada Vardana ve Buhara beylikleri
arasında çatışmalar vardır. Müslümanlara karşı mücadele etmek için bu
çatışmalar derhal durdurulur ve Vardan Hudat, Kuteybe’ye karşı
Türklerin başına geçer. Kuteybe önce, Numiskent ve Ramitan’a saldırır
ve buraları kolayca istila eder. Demirkapı önlerinde Vardan’la
çarpışırlar. Vardan savaşı kaybeder ve Buhara’ya doğru çekilir. Ancak
Kuteybe, savaştan yorgun düştüğü için Buhara’yı alamadan Merv’e geri
döner.
Haccac bunu başarısızlık olarak kabul eder ve,
Buhara’yı mutlaka almasi için Kuteybe’ye emir verir. Kuteybe büyük bir
hazırlık yaparak bir sene sonra tekrar Buhara’yı kuşatır. Türkler
direnir ve Kuteybe başarılı olamaz, ordusu dağılmaya başlar. Bunun
üzerine Kuteybe her bir Türk başı için askerlerine 100 dirhem vaad
eder.. ara hırsı ile gayrete gelen Araplar, şehri istila ederler. Bütün
direnen Türkler kılıçtan geçirilerek tam bir katliam yapılır, Araplar
Türk kadınlarına tecavüz ederler, beğendikleri kadınları ya cariye
olarak kullanmak yada köle pazarında satmak üzere alıkoyarlar. Erkeklerden de binlerce kişiyi köle olarak satmak üzere beraberlerinde götürürler.
Araplardan
oluşan yeni bir idari kurumlaşma yapılır. Diğer beyliklerden tepkiler
gelmeye başlayınca da, Buhara Melikesi Hatun’un oğlu Tuğ Sad kukla
hükümdar yapılır. Tuğ Sad tarihe hain bir işbirlikçi olarak geçer. Daha
sonrada Müslüman olarak oğluna da, efendisi Kuteybe’nin ismini vererek
bağlılığını kanıtlar.. Etkili bir kolonizasyon yapmak isteyen Kuteybe
bunun için öncelikle yerli halkı İslamlaştırmaya başlar.. Buhara halkı
önceleri Müslüman olmuş gibi görünselerde bu dini kabul etmek
istemezler.
Kuteybe Türklerin aslında Müslüman olmadıklarını,
evlerinde İslami kuralları tatbik etmediklerini anlar ve yeni bir
yöntem geliştirir. Bu yönteme göre Türkler evlerini Araplarla paylaşmak
zorunda bırakılırlar ve bu şekilde bire bir kontrol altına alınırlar..
İslami kurallara uymayanlar ise ağır cezalara uğratılırlar. Bugün, bazı
İslami yazarlar bu getirilen tedbirlerin İslam'ın Türkler tarafından
kabul edilmesinde çok yarar sağladığını açıkca ifade ederler. Bu
yaklaşım da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.
Kuteybe’nin
bu zorlamaları karşısında, halkdan bazı direnişçiler çıkar. Gizlice
silahlanırlar. Bu durum karşısında Araplar camiye dahi silahsız gidemez
olurlar. Kuteybe baskıları arttırır, kendi aralarında örgütleşen
Türkleri yakalattırıp öldürtür. Bu arada yeni vergi yasaları getirir..
Yerli halk, halifeye senede 200000 dirhem, Horasan valisi Haccac’a da
10000 dirhem vergi ödemeye mecbur bırakılır. Bunun dışında Arap
askerlerinin atlarına yem temin etmeye, oraya getirilip yerleştirilen
Arap ailelerine odun temin etmeye ve onlara tahsis edilen arazilerde
çalışmaya mecbur bırakılırlar. Kadınlar, kızlar Araplara cariye
yapılırlar. Buhara Türkleri bu yıllarda dünyadaki çok az milletin
yaşadığı vahşeti ve ızdırabı yaşar.
Kuteybe’nin getirip Türk evlerine yerleştirdiği Araplar,
Türklerin o zamana kadar yaptıkları bütün birikimlerinin üzerine
konarlar, Türklerin tarlalarını alır ve Türkleri o tarlalarda
çalıştırırlar. İste Tek din İslam oluncaya kadar savaşın diyen ayet,
Arapları Türklerin sırtından geçimlerini sağlayacak ortamı yaratmıştır.
Allah dini dedikleri İslam, Ahzab 50 de olduğu gibi, savaşta gasp
edilen Türk kızlarınıda ganimet olarak görür, ve Araplara cariye
olmalarını helal kılar. Cuma namazı zorunlu hale getirilir. Genede
Türkerden rağbet görmez. Bunun üzerine Kuteybe, namaza gelenlere 2
dirhem vaad ederek önce fakirler üzerinde İslamın etkili olmasını
temine çalışır. Bu uygulama nispeten başarılı olur. Fakir halktan para
için camiye gidenler olur..
Büyük Katliam - Talkan Katliamı
Buharada
olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir. Aynı şeylerin
kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar. Sogd meliki Neyzek Tarhan
şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu
anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır. Ancak bu
tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini
kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan
etmişlerdir. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer
beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete
uğramışlardır. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize
olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini
kolaylaştırmıştır.
Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile
yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir
güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş
olacağını anlar. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer
mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya
çalışır. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir. Tarhan’ın
planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık
yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür. O ana
kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek,
Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder. Şehre hiç savaşmadan giren
Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa
hepsini kılıçtan geçirirler. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en
büyüğüdür.
Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması
için yapar. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler,
geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4
fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri
ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları
katliamların en büyüğü olarak geçmiştir. Halk, Müslüman Araplarla
savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun
diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. bütün
bunlar hep İslam adına yapılmıştır.
Kuteybe, Talkan
katliamından sonra Suman’a girer. erkeklerin pek çoğunu öldürterek,
kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar. Daha sonra Kes ve
Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadını ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab
halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar..
Erkekleri dövüşerek ölürler. Bütün şehir yakılır. Araplar bu şehre
yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler. Kuteybe, Faryab’dan sonra,
Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.
2 ay süreyle devamlı
olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez. Bu arada kış
yaklaşır. Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki
Türklerin de yiyecekleri bitmiştir. Her iki tarafta savaşın kendileri
için kaybedildiğini düşünür. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.
Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir. Muhammed
ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde
zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından
dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak
bir şeyi yoktur.
Komutanları ile görüşüp teklifi kabul
ederler. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar. Tarhan kaleden
çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire
vurulur. Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez. Haccac’a haber
göndererek ne yapacağını sorar. Haccac Tarhan için, ''O bir Müslüman
düşmanıdır hiç aman vermeden (Tarhan'ı) öldür'' der. Kuteybe önce
Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde
öldürtür. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.
(arap töresi böyledir) Hemen sonra Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.
Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir. Kuteybe bunları yapmakla,
sanki Kuran'daki ayetleri yerine getirmiştir.
Sana
savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: Ganimetler Allah'ın ve Resûlündür.
Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı
düzeltin ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin. Enfal 1 ayeti. (Enfal sözcüğü, Ganimetler demektir.)
Ey
iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar
(savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah
sakınanlarla beraberdir. Tevbe 123
O
haram aylar çıkınca artık müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları
yakalayıp hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe edip
namaz kılar ve zekatı verirlerse, onları serbest bırakın; çünkü Allah
gafur, ve rahîmdir. Tevbe 5 ayeti. ( http://www.multimediaquran.com/quran/turkce/009/009-005.htm )
Tarhan'ın
öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem
bölgesine yürür. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası
vardır. Kuteybe Caygan'la işbirliği yapar. Önce Havarizat ile
etrafındakileri öldürtür. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000
civarında esir alırlar. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri
üzerine öldürülürler. Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve
Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır. ''Bu harblerden birinde,
et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında
Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti.
Kuteybe,
Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce
hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi.
Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk
esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini
arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap
askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını
emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir
anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline
geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen
Türklerin haddi hesabı yoktu.
Nitekim bu vahşetten adeta
gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır '' Kazah ve
Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri
öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız. Herkesi kılıçtan
geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı.
Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa
314 )
Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı
için Caygan’ı öldürür. Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp
yıkar, halkı kılıçtan geçirir. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni
Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her
çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini
koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece Türklerin sanat
uğraşları ulayı (ve) bilim merakı, kısmi olarak Araplar tarafından, hem
fiziki yasaklar ile hemde mistik islam diniyle engellenmiştir.
İslam
dini Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri
artık öğrenme olanağı bırakmadı. Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe,
Semerkant üzerine yürür. Semerkant meliki Gurek üzerine gelen
Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister. Taşkent ve
Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin
askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. Semerkant,
kuşatılır. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. Daha fazla
dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu
anlasmaya göre,
1. Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir.
2. Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir.
3. Şehirde Cami yapılacaktır.
4. Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır.
5. Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir.
Daha
sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri
döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına
vali olarak bırakır.. Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler
kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği
kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve
ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal
etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı
olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı
savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru
yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine
Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi
olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır,
ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde
kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye
karşı gelmek istememişlerdir..
2. Büyük Katliam - Curcan Katliamı
Kuteybe
ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk
şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır..
Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için,
Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına
saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl
olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak
Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun
süre dayanır. Sonunda Dağıstan düşer. Kent yağmalanır ve 14000 kişi
öldürülür. Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir. Curcan 300.000 dirhem
karşısında savaşmadan teslim olur. Yezid, Curcan’a bir bölük asker
yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur. Taberistan Meliki,
İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa
başlar..
İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed
ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler. Yezid öfkeye
kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp
ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder. Askerlerini toplayarak Curcan
üzerine yürür. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7
ay süren savaştan sonra, kale düşer. Curcan beyi öldürülür. Kaledeki
askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.
Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam
yapılır. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara
astırır. allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı
binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada
askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.
Öldürülen Türklerin
kanlarını nehire akıtır. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki
değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve allah’a verdiği sözü yerine
getirir. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan 5'de 1'i biri
cariye olarak, halife'ye ayrıldıktan sonra geriye kalanlar askerler
arasında ganimet olarak paylaştırılır. Kaynaklar Curcan katliamında
Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler. 717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla
geçer. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında
Kibac Hatun, diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği
yardım kendisine verilmemişti. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma
muhtaç duruma düştüler.
Bu olaylardan Türklerin daha o zaman
da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını
görüyoruz. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur. İki yıl sonra
hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer. Yezid ibni
Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir. Yezid ibn Mehleb
hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da
örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır. 721’de Abbas ve
Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid
ibni Mehleb ile savaşır. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.
Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.
Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını
kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni
Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını
kestirtir. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok
edilmesi ile biter.
Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin'de bulunduğu cariyeleri Cerrah Ibni Hakem’e satar. Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi,
Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar
yaparsada başarılı olamaz. Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk
topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır. Bu
dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer. Halife II. Ömer
ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her
geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde
yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.
Kendisine
bağlı yöneticilere ''Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın,
hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak islamı
yaymaya çalışın'' demiştir. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan
cizye
alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme
olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında
samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır. ( Yorumlayabilirsiniz) - (Pergel.Synthasite)

