
Köleler - Ibad

Arapça'dan Türkçe'ye kuran
ayetlerini çevirirken mealciler, abd sözcüğünü, genellikle kul olarak
çevirdiklerine tanık olmaktayız. ancak Arapça da abd, tekil olarak köle
demekken, çoğulu abidü-ibadü'dür. dolayısıyla köle sözcüğünü, kul
sözcüğü ilen paylaşım yapmak yanlıştır. çünkü abd'in asıl anlamı olan
köle'likten uzaklaştırıyor onu kul sözcüğünün yeğlenmesi. abd
sözcüğünün örneğini ilk olarak fatiha 5 ilen 6.ayetlerinde
inceleyelim... Fatiha 5 ilen 6. ayetleri aşağıdadır:
İyyâ-ke na'büdü ve iyyâ-ke nestainü.
yalnız-sana köleyiz ve yalnız-seni destekleriz.
İhdi-nâ el sırâte, el mustakîme
hidayetle-bizi o sırata, o mustakîme
fatiha
5. ayetinin çevirisinde kul yerine köle çevirisi en doğrusudur, kul
sözcüğünün yeğlenmesi yanlışdır. çünkü kul deyince sanki ellah ile kul
arasında telomer konumunun ilişiği gibi bir anlam savlamakta olunuyor.
oysa ki başka ayetlere bakınca, abd sözcüğünün köle olarak, yalnık
(insan) ilişkilerinin doğası gereği, olağan koşulların savlanmasında
Araplar tarafından sıklıkla kullanılmakta olduğu anlaşılıyor. örneğin
bakara 221.ayetinde, müslüman olmayan kadınların, müslüman erkekler
ile, müslüman olmayan erkeklerin, müslüman kadınlar ile evlenmelerini
önleyebilmek için muhammet;
Özgür bir müslüman kadının, özgür
olmayan ançıp (ama) müslüman olan erkek ile, özgür bir müslüman
erkeğin, özgür olmayan ançıp (ama) müslüman olan kadın ile
evliliklerine koşul getirirken, abd sözcüğünü kullanmıştır.... Bakara
221 Ayeti aşağıda'dır;
ve lâ tenkihû el muşrikâti, hattâ yu'minne
ve nikâhlamayın müşrik kadınları, mü'min oluncaya dek
ve le emetun mü'minetün, hayrun min muşriketin
ve elbette bir köle(kadın) mü'min, hayrlıdır müşrik kadından
ve lâ tunkihû el muşrikîne, hattâ yu'minû
nikâhlamayın müşrik erkekleri, mü'min oluncaya dek
ve le abdun mü'minün hayrun min muşrikin.
elbette bir köle(erkek) mü'min hayrlıdır müşrik erkekten.
abd
sözcüğünün çoğulu abidüne-ibadüne için de aynı erek sözkonusudur. yani
ibadüne (fiil çekimlerine göre abüdüne de sıklıkla kur'an da bulunur), abd'in çoğulu olarak "köleler" demektir, "kullar" demek sözcüğün aslı değildir, 3 eş anlamlısından biridir yalnızca. bunu örneklemek için Enam 61'de ibâdi-hi (onun-köleleri...), Araf
194'de ibadün emsalü-küm (siz gibi köleler...) ulayu Nisa 118.ayetine
de bakabiliriz. bu ayetlerde (özellikle enam 61'de kölelerinin üzerine
kahhar/sımsıkı yakalayan olmakla övünen allaha tanık olabilirsiniz)
kölelerin, hiçbir özgür istençlerinin olmadıklarını anlayabiliriz. ben
kölenin çoğulu için buraya tek ayet olarak Nisa 118'i aktarmak
arzusundayım. çünkü konuyu ayetlerle uzatmak istemiyorum. aktardığım
ayette şeytan, ellahın köleler(ibad)'inden bir pay alacağına ant
içmektedir. Nisa 118 aşağıda'dır;
leane-hu allahü ve kâle le ettehizenne min ibâdi-ke nasîben mefrûdan.
lânetledi-onu allah ve dedi edineceğim kulların'dan-senin bir pay saptanmış.
görüldüğü
gibi, köle düzeninde yalnıkların (nâs) sahiplik olgusu, sadece mülk
sahiplerine aittir. arapça da mülk ulayu erke sahiplerine melik (kral)
denir. kölelerin mülkü ile erkesi yoktur. karar vereci olarak yetileri
(kapasite) varsa bile kullanmaya yetkinlikleri yoktur. mâlik ise Arapça
da; iyesi olmak, mülkü olmak/ sahip olduğu mülkü, istediği gibi
kullanma özgürlüğüne de sahip olmak demektir. Hud 61'de kullanımsal
işlev bakımından ilaha köle olunmakta ki canlı türü sadece yalnık
(insan)'dır.
ya kavmi, i'büdü allâhe, mâ leküm min ilâhin gayrü-hü
ey kabilem, köle olun allaha, yok size ilah ötekilerden.
islam
açısından bütün canlıların eylemsel yaratanına(halık), biyolojik açıdan
ancak yaratık(mahluk) olunabilir, köle olunamaz. köle olmak, hayvanları
dışarıda bırakıp sadece yalnığa odaklatılmış ulayu(ve) bir istekle
donatılmış bir kavramdır. halık-yaratan, hilkat-yaratılış,
halk-yaratılmış olanlar, halkın-yaratmak, halaka-yarattı,
halakna-yarattık.(yani çoğul ek veren Na/Biz ilen; biz yarattık)
mahluk=(halk olan-yaratık) Arap abecesinde qaf tamgasıyla yazılır; (مخلوق)
mahluq, çoğulu mahlugat(yaratıklar)'dır. hayvanlar da yaratıktır ancak,
ne var ki hayvanların allaha köleliklerinden (abd) muhammet hiç
bahsetmemiştir. aksine, hayvanların insana hizmet için yaratıldığından
bahsetmiştir.
Lütfen bakınız; hayvanların yalnığa hizmeti için
Enam 143 ilen Nahl 8, gecenin, gündüzün, güneşin ulayu ayı'ın yalnığa
hizmeti için Nahl 12, yerdeki eşyanın ulayu denizde yüzen gemilerin
yalnığa hizmeti için Hac 65'e...
genellikle, rızık sözcüğü ilen
zinet sözcüğünü bulacaksınız oralarda. amel ile abd sözcüğünü ise,
sadece kendisini, ilahına adayabilen canlı türü için yani yalnık için
kullanmıştır muhammet. Türkçe kurulan tümcelerde, arapça dan dilimze
katılan sözcükleri kullanırken, Arapça da çoğul sözcüklere, ayrıyeten
Türkçe çoğul ek katmak, sıklıkla yapılan yanlışlığımızdır. örneğin
velet sözcüğü.
velet- bir çocuk. evlat- çocuklar. (yani veletin çoğulu; veletler)
sıklıkla
yapılagelindiğinden, artık olağan karşılanan tümcelerde ne deniliyor ?
evlatlar !! yani veletler'ler !! abd sözcüğünün çoğulu olan ibad'de,
tıpkı bu yanlışlık gibi... abd'in çoğulu ibad, tümce devam ediyorken
ibadet okuduğumu hiç anımsamıyorum. acaba bana'mı gelmedi diyeceğim
ançıp (ama) kur'anın çoğunu, arapçasından okumuşluğum var. sanki abd'in
çoğulu ibad söcüğünün ibadete dönüşmesi, sema-semazen gibi, Farsça
(Perssçe) bulandırılmışlık arz ediyor.
Çoğul olan ibad'in sonuna
-et eklenmesi arapça'nın fiil çekimlerine uyum sağlayan bir olgu değil.
ü'büdü, na'büdü , abüdüne abdün biçiminde eylemsel çekimlerine
rastladım ançıp ibadet biçimine hiç rastlamadım. bence bunun altından
farsça çıkacaktır. ne tuhaftır ki google'da "ibadet nedir" diye arama
yaptığımda, ibadetin sözcük kökenine hiç açıklama getirilmeden,
bambaşka birşeyle karşılaştım. "Allahın karşısında küçüklüğünü kabul
etmek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yerine getirmektir"
gibisinden kurulan tümceler ilen...
ibadet teriminin o dedikleri
olmadığını kendileri de biliyorlar. çünkü, ibad-et'in üsteki o anlamı
verenler, kuran dan ayetle verdikleri tanımı desteklememişler. yani en
baştan kokan tuhaflığı kendileri de biliyorlar. ancak nurcular ayetle
desteklemişler ibadeti tanımlarken. "Bir kölenin(abd), çoğulu olup
kölelik (ibad)'tir diyememişler ançıp(ama), yamultarak şunu şunu demişler : İbadet, "Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek, Allah’ın emirlerine boyun eğmek demektir. ''
oysa
ki abd = tekil köle, tekil kul, tekil ibadet demektir. (ibadet, abd'in
çoğuludur, daha geniş kavransın diye Arapça abd'in çoğulunu, Türkçe
tekil savlayıp, ona tekil ibadet diyorum.)
Bakara 21
yâ eyyuhâ en nâsu ü'büdü rabbe-küm ellezi halaka-küm...
ey insanlar ibadet edin Rabbinize o ki yarattı-sizi...
Bütüncül Diyanet çevirisi şöyle : Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan,
Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
Tevbe 112
et tâibûne, el abidüne, el hâmidûne, es sâihûne
o tövbe edenler, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruç tutanlar
sözcüğün 3 eş anlamlısını, tekili ilen çoğulunu aşağıya yazıyorum.
1) abd - ibad. (yani ibad-et. sona katılan bu -et, olasılıkla Farsçadır.)
2) köle - köleler.
3) kul - kullar.
***
Atatürk ise şunu demiştir; Bağımsızlık benim karakterimdir.
